Napolyon Bonaparte, Memlük Çerkeslerine saldırıp Mısır’ı işgal ettiğinde, sadece işgal orduları ile değil, bilim adamları ordusu ile de Mısır’a çıkarma yapmıştır. Memlük Kazdağlı hanesinden İbrahim ve Murat Beyler; 1798 Piramitler savaşında, Çerkes Memlük ve Osmanlı birliklerinin başındaydılar, Napolyon’a yenildiler ve Mısır işgal edildi. Bu işgalin ardından çoğu Mason olan bilim adamları saha çalışmalarına başladılar ve Reşit adıyla bilinen bir köyde, üç dilde yazılmış bir granit taş buldular. Daha sonra Rosetta Taşı olarak literatüre girecek olan bu taş sayesinde eski Mısırca çözülmeye başlandı.
Fransız işgali Levant’a doğru devam ederken, Osmanlı birlikleri Akka’da Nopolyon’u hezimete uğrattı. İngilizler Mısır’a çıkarma yaptı ve Napolyon Mısır’dan kaçmak zorunda kaldı. Aslında Napolyon’un Memlük Çerkeslerine saldırıp Mısır’a asker çıkarmasındaki amaç; Fransa’nın İngiltere ile girdiği mücadelede, İngilizlere Hindistan yolunda engel çıkarmak ve üstün deniz hâkimiyetlerini bir yerden kırmaktı. Ancak Napolyon başarısız oldu. Sonraki dönemde İngiliz bilim adamları en az Fransızlar kadar eski Mısır kayıtlarına ilgi gösterdiler. Eski Mısırcayı anlamaya çözmeye ve öğrenmeye çalıştılar. Bu çalışmalar içerisinde önemli yer tutan bilim adamlarından biri Sir William Wallis Budge’dır. (1857-1934). Hırslı ve yetenekli bir oryantalisttir. Ömrünü eski Mısır diline ve gramerine adamıştır. Birçok kitap yazmış ve eski Mısırca’nın kapılarını aralamıştır. Çalışmaları hayli beğenilmiş olmalı ki, kraliyet onu “Sir” unvanıyla taltif etmiştir. Budge’nin çalışmaları, özellikle de Ani Papirüsü (MÖ1450) üzerine yaptığı çözümlemeler bu kitap için oldukça önemlidir.
Budge’nin çalışmaları yayımlandıktan kısa bir süre sonra, Kanadalı Profesör Reginald Aubrey Fessenden (1866-1932) konuyu yeni baştan ele almış ve Ani Papirüsü’nün (MÖ 1450) gerçekte bir Kafkasya haritası olduğu tezini ileri sürmüştür. Konuyu 1923 yılında yayımladığı The Caucasus İstmus Delegue Civilizations adlı kitabında tartışmıştır. Bu kitap Türkiye’de, İmam Şamil’in torunu Şhaplı Osman Aydın Erkan’ın (1932-1998) Tarih Boyunca Kafkasya adlı eserinde de konu edilmiştir. Ancak, Türkiye Çerkesleri konuya daha fazla eğilmemişlerdir. Bu tartışma Kafkasya için de oldukça önemlidir; çünkü Fessenden, kitabında Eski Mısır dininde Çerkesya’nın Taman-Terek ve Sunja bölgelerinin kutsal kabul edildiğini iddia etmiştir.
Öte yandan Kafkasya’nın doğu ucundan eski Medya-Azerbaycan bölgesinden MÖ 700’lerde bir peygamber çıkmış ve eski mitolojik gelenekleri yeniden yorumlayarak Avesta adlı bir kitap yazmıştır. Bu dinin inananlarına “Mecusi” denilmiştir. Güneş kültünden doğduğu kabul edilen bu din zamanla ateşi kıble olarak seçmiştir. Avesta’nın bize anlattığı evren öğretisi de Çerkeslerin Nart mitolojisine benzer izler taşımaktadır. Batı Kafkasya’da Taman’dan Mısır’a, Doğu Kafkasya’da ise İran’a inen bu iki din; merkezinde Çerkes Nart Mitolojisi’nin yer aldığı bir yaklaşımla tartışılacaktır. Elinizdeki bu kitap iki ciltten oluşacak şekilde tasarlanmıştır ve çalışmanın ikinci cildi daha çok İran mitlerine ayrılmıştır.
İlk bölümde; Ölüler Ülkesi kültüne giriş yapılmıştır. Bu konu önemlidir. Dünya mitolojisinde, Ölüler Ülkesi kültü önemli bir yer alır. Aynı şekilde Çerkes Nart mitolojisi ve söylencelerinde de güçlü bir Ölüler Ülkesi vurgusu göze çarpmaktadır. Sümer ve Mısır medeniyetlerinde de Ölüler Ülkesi temel bir yerdedir. Eski Mısır ve Çerkes Nart mitolojileri için Taman önemli bir yer tutmaktadır. Belli başlı Neter ve Nartların bu bölgeye izafe edildiğini görüyoruz. Taman aynı zamanda Mısır dininin kutsal saydığı toprakların başında gelmektedir.
Kitabın ikinci bölümünde ve devamında; Çerkes Nart Mitolojisi’nde hikâyeleri anlatılan Nartlar ile eski Mısır mitlerindeki Neter adlı karakterler karşılaştırılmıştır. Bu daha çok, tematik bir karşılaştırmalı okuma olmuştur. Başka bir ifade ile; kahramanların doğumları, yaşamları, özellikleri, akrabalıkları, silahları ve meziyetleri karşılaştırılmıştır. Buradan da bazı sonuçlar çıkarılmıştır. Fessenden’ın bu uyarıları dikkate alınarak, Budge’nin çalışmaları tekrar gözden geçirilmiş ve doğrudan Nart mitolojisi ile ilgili kayıtlar bulunmuştur. Çalışma bu aşamaya gelmeden çok önce Nartlar ile Neterler arasındaki karşılaştırmalı tematik okuma tamamlanmıştır. Bu bölümde belli başlı Mısır ekolleri ve onların yaratılış ve evren doğum tezleri de ele alıp incelenmiştir.
Bu arada gezgin ve evrensel bir karakter olan Nart Tlepş ve onun dünya seyahatinin bıraktığı izler de takip edilmiştir. Bu izler tabi ki mitolojik izlerdir. Dünya mitolojisinde birbirinden çok uzak ve farklı medeniyetlerde, gezgin bir mitolojik karakter göze çarpmaktadır. Bu gezgin ve bilge karakter bir medeniyet kurucusudur. Sümer’den, Mısır’a, Aztek-Mayalardan İnkalara kadar birçok eski medeniyetin temelinde bu gezgin, medeniyet yaratıcısı karaktere rastlanmaktadır. Aslında Nart Tlepş tek başına bir kitap olmayı hak etmektedir.
Son bölüm ise “Nart” kelimesinin eski Mısır’daki yeri ve içerisinde bu kelimeyi barındıran papirüslere ayrılmıştır. Bu bölümde TEB Arşivleri, Ani Papirüsü, Greenfield Papirüsü ve Iunnu adlı papirüsler incelenmiştir.
Kitabın basımında sponsor olan Sn. İlker Sezen Bey’e ve Sn. Art Cuma Bozok Bey’e, Kayseri Birleşik Kafkasya Derneği Başkanı Sn. Cemil Görücü Bey’e kitabın ilk okumasını yaparak fikirleri ve düzeltmeleriyle bana yardımcı olan Sn. Dr. Sema Babayiğit’e kitap ile ilgili her konuda bana yardımcı olan Sn. Musa Kanak’a ve Sn. Enes Özkan’a, İngilizce metinlerin çevirisini yapan Sn. Refik Aytek Kuş’a ve değerli eşim Beşdok Aylin’e teşekkür ediyorum.
İyi okumalar dilerim.
Balkar Selçuk
2020-VAN